Meme Ameliyatları
Radikal Mastektomi
Modifiye Radikal Mastektomi
Meme Koruyucu Cerrahi
Sentinel Lenf Nodu Biyopsisi
Onkoplastik Meme Ameliyatı
Koltuk Altı (Aksilla) Lenf Nodları Cerrahisi
Silikon İmplant ile Eş Zamanlı Onarım
Meme Küçültme ile Meme Kanseri Ameliyatı
Karından Meme Yapımı - TRAM
Sırttan Meme Yapımı - Latissimus Dorsi (LD) Flep
Meme Görüntüleme Yöntemleri
Meme Kanseri Tedavisi
Meme Kanseri
Meme Biyopsi Yöntemleri
Memenin İyi Huylu Lezyonları
Kişiye Özel Genetik Testler
Meme Ameliyatları
Radikal Mastektomi
Modifiye Radikal Mastektomi
Meme Koruyucu Cerrahi
Sentinel Lenf Nodu Biyopsisi
Onkoplastik Meme Ameliyatı
Koltuk Altı (Aksilla) Lenf Nodları Cerrahisi
Silikon İmplant ile Eş Zamanlı Onarım
Meme Küçültme ile Meme Kanseri Ameliyatı
Karından Meme Yapımı - TRAM
Sırttan Meme Yapımı - Latissimus Dorsi (LD) Flep
Meme Görüntüleme Yöntemleri
Meme Kanseri Tedavisi
Meme Kanseri
Meme Biyopsi Yöntemleri
Memenin İyi Huylu Lezyonları
Kişiye Özel Genetik Testler
“Neden meme kanseri oldum?” sorusu, bir kadının yaşamında belki de en zor anlardan birinde akla gelir. Tanı konulduğu gün, pek çok kadın aynı şeyi düşünür: “Ben ne yaptım da bu hastalık bana geldi?” Bu soru, içinde hem korkuyu hem de suçluluğu taşır. Ancak bu sorunun yanıtı düşündüğümüz kadar basit değildir. Meme kanseri, tek bir hatanın, yanlış bir davranışın ya da kısa süreli stresin sonucu değildir. Bu hastalık, genetik yatkınlık, hormonal değişimler, yaş, çevresel etkiler, yaşam tarzı faktörleri ve bazen de tamamen rastlantısal biyolojik süreçlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Başka bir deyişle, bu hastalığın ortaya çıkmasında tek bir neden değil, birçok küçük etkenin karmaşık bir birleşimi rol oynar.
Birçok kadın, hastalık tanısını öğrendikten sonra geçmişine dönüp “Acaba ben neyi yanlış yaptım?” diye sorgular. “Yanlış beslendim”, “çok stres yaptım” ya da “kontrolleri ihmal ettim” gibi düşüncelerle kendini suçlamaya başlar. Oysa gerçek şu ki, hiçbir kadın stresli olduğu ya da yanlış beslendiği için kanser olmaz. Meme kanseri, genellikle kişinin elinde olmayan, hücrelerin içinde gelişen genetik değişimlerin bir sonucudur. Bu değişimler, yani DNA’daki küçük hatalar, yıllar boyunca birikir. Bazen bu hatalar, hücrelerin kontrolsüz biçimde çoğalmasına neden olur ve bu da kanserin temeli olur. Bu süreci tamamen durdurmak mümkün değildir; çünkü hücrelerimiz her gün milyonlarca kez bölünür ve yenilenir. Ancak biz, erken fark ederek bu sürecin hayatımıza zarar vermesini önleyebiliriz. Çünkü meme kanserinde erken tanı, hayat kurtarır.
Tanı konulduktan sonra birçok kadın içten içe kendini sorgular: “Belki geç fark ettim…”, “Belki ben sebep oldum…” Ancak bilmemiz gereken en önemli gerçek şudur: Kanser kimseye ceza olarak gelmez. Bu hastalık, bir seçim, bir hata ya da cezalandırma değildir. Kanser, biyolojik bir olaydır; tıpkı kalp hastalığı, diyabet veya tiroid hastalığı gibi bir tıbbi durumdur. Bedenimizdeki hücreler kontrolsüzce bölünmeye başladığında, bazen bu süreci durduramayız. Bu, sizin iradenizle, ahlaki değerlerinizle ya da yaşam biçiminizle ilgili değildir. Kanser, kişiliğinizi ya da karakterinizi tanımlamaz; sadece vücudunuzda meydana gelen bir biyolojik değişimdir. Bu nedenle kendinizi suçlamak yerine, iyileşmeye odaklanmak gerekir.
Elbette bilim bize, meme kanseri riskini artıran bazı faktörler olduğunu söylüyor. Ancak bu faktörler yalnızca riski artırır, asla “nedeni budur” diyemeyiz. İşte bilinen bazı risk faktörleri:
Ancak bu faktörlerden hiçbirine sahip olmayan bir kadında da meme kanseri gelişebilir. Aynı şekilde, bu risklerin çoğunu taşıyan bir kadında hiç gelişmeyebilir. Çünkü kanser, çok faktörlü ve bireye özgü bir hastalıktır. Genetik yatkınlık, bağışıklık sistemi, çevresel etkiler, beslenme alışkanlıkları ve tamamen rastlantısal hücre mutasyonları bir araya gelerek bu süreci başlatabilir. Kısacası, meme kanseri için “tek bir suçlu” yoktur.
Geçmişte ne yaşandığını, neyin farklı yapılabileceğini düşünmek, çoğu zaman bir işe yaramaz. Bunun yerine, bugünden itibaren bilinçli yaşamak en doğru yaklaşımdır. Düzenli kontroller, yıllık mamografiler, ultrason ve kendi kendine meme muayenesi ile hastalık erken evrede yakalanabilir. Erken evrede yakalanan meme kanseri, büyük oranda tamamen tedavi edilebilen bir hastalıktır. Ayrıca günümüzde onkoplastik cerrahi, modern tedavi yöntemleri ve kişiye özel yaklaşımlar sayesinde kadınlar hem sağlıklarına kavuşmakta hem de estetik açıdan çok daha iyi sonuçlar almaktadır. Artık tedavi süreci, yalnızca hastalığı ortadan kaldırmak değil, yaşam kalitesini korumak üzerine kuruludur. Bu nedenle, “neden oldum” sorusundan çok “bundan sonra ne yapabilirim” sorusuna odaklanmak gerekir.
Meme kanseri, bir kadının kim olduğunu tanımlamaz. Bu hastalık, sizin suçunuz değildir. Bedeninizin küçük bir parçası yoldan çıktı ama siz hâlâ aynı güçlü, zeki, sevgi dolu ve değerli insansınız.
Unutmayın:
Bu bir hata değil, bir mücadeledir.
Ve bu mücadelede yalnız değilsiniz.
Her geçen gün gelişen tıp bilimi, onkoplastik cerrahi yöntemleri, hedefe yönelik tedaviler ve destekleyici yaklaşımlar sayesinde yüzbinlerce kadın bu hastalığı yeniyor. Siz de bu mücadelenin bir parçasısınız. Erken farkındalık, bilgi ve umut en güçlü silahlarınızdır.
Hayır. Genetik yatkınlık yalnızca %5-10 oranında rol oynar. Geri kalan büyük çoğunluğu, hormonal ve çevresel etkenlerin birleşiminden kaynaklanır.
Stres tek başına meme kanseri nedeni değildir. Ancak uzun süreli stres, bağışıklık sistemini zayıflatabilir ve dolaylı olarak bazı hastalıkların gelişiminde rol oynayabilir. Yine de asıl belirleyici faktör genetik ve biyolojik süreçlerdir.
Sağlıklı beslenme, egzersiz ve ideal kiloyu korumak riski azaltır, fakat meme kanserini tamamen engellemez. Çünkü bu hastalık, birçok faktörün bir araya gelmesiyle oluşur.
Evet. Erken evrede yakalanan meme kanseri olgularında tam iyileşme oranı %90’ın üzerindedir. Bu nedenle düzenli mamografi ve doktor kontrolleri çok önemlidir.